din

İktidar ve Din

Gönderen:
cenap

Gönderilme Tarihi:


Yazar:
Sevan Nişanyan

Kaynak:
Yanlış Cumhuriyet Atatürk ve Kemalizm Üzerine 51 Soru

Sayfa No:
302

Yorum:
Yeni Yorum Ekle | Devamını oku...

Henüz hiç değerlendirme yapılmamış


"Paylaş"
T arihin çeşitli dönemlerinde dinin, istibdat rejimleriyle uzlaşmış, ve hatta istibdat rejimlerine ideolojik meşruiyet sağlamış olduğunu inkâr edemeyiz. İslam dininin özellikle sünni kanadının, siyasi iktidarla uzlaşma konusunda son derece güçlü birtakım eğilimlere sahip olduğu da kabul edilmelidir. Bundan, dinin, istibdada karşı yetersiz bir dayanak olduğu sonucunu çıkarmak mümkün olabilir.

Ancak bu gözlem, tek tanrılı dinlerin tarih boyunca oynamış oldukları çok daha derin ve kalıcı bir başka rolü gözden kaçırmamıza neden olmamalıdır. Tek tanrılı dinlerin – devleti ilahlaştıran eski Mısır, Roma ve Çin dinlerinden farklı olarak – temel özelliği, devletten bağımsız ve devletten üstün bir otorite kaynağı kabul etmeleridir. Böyle bir otoritenin mevcudiyetinden doğan başlıca objektif sonuç ise, devleti yönetenlerin özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Hükümdardan ayrı bir Tanrı'nın hüküm sürdüğü yerde, hükümdarın gücü hiçbir zaman mutlak olamaz.

Bundan ötürü, tarihte devlet gücüyle mutlak hakimiyet kurmayı tasarlayan zorbaların tümü, ya
a) dini siyasi iktidarın kontrolüne sokmaya gayret etmişler, ya da
b) dinin örgütlü gücünü ve etkisini yoketmeyi denemişlerdir.

Roma imparatoru Konstantin, İngiliz kralı VIII Henry, Fransa kralı XIV Louis, Rus çarı Büyük Petro, Osmanlı padişahı II. Mahmud, İtalya diktatörü Mussolini birinci yaklaşıma; Robespierre, Lenin, Hitler ve Mao ise ikinci yaklaşıma örnektir.

Yazılı Hutbeler, Vaazlar

Gönderen:
cenap

Gönderilme Tarihi:


Yazar:
Mehmet Ertuğrul Düzdağ

Kaynak:
Üstad Ali Ulvi Kurucu Hatıralar-1

Sayfa No:
276

Yorum:
Yeni Yorum Ekle | Devamını oku...

Sizin değerlendirmeniz: Hiç Ortalama: 4 (1 değerlendirme)


"Paylaş"
K onya'da bulunduğum 1930-1939 yılları zarfında, amcam merhum, Pirî Paşa Camii'nde vaaz ederdi. Fakat o zaman bütün hocalar, vaazlarda ne söyleyeceklerini, önceden yazılı olarak müftülüğe vermek zorunda idiler... Amcam bunları halazadesi Eyvaz-zade Mustafa Efendi'ye yazdırırdı.

Amcam, Mustafa Efendi'ye vaaz mevzularının ana hatlarını söylerken, üzülür, hiddetlenir, hüzünlenir, şöyle konuşurdu:
"Mustafa Efendi, hakimiyet kayıtsız şartsız Türk milletinin mi? Hayır öyle değil! Aslında, esaret kayıtsız şartsız Türk milletine has ve aittir. Hâlin en açık ve en gerçek ifadesi budur. Hâkimiyet değil, mahkûmiyet, mağlûbiyet ve esaret, kayıtsız şartsız Türk milletine ait ve hastır. Başka milletlerin başına böyle bir çember geçirilemez, patlar... Fakat Türk milleti kuzudur, çeker...

Her gün, her yerde hürriyet bayramları yapılır; ama şurada Pirî Paşa Camii'nin kürsüsünden dört garibana yaptığımız sohbet, vaaz ve nasihat tarassut ve kayıt altındadır... Acaba Sulukahve'deki hanendelerin, sazendelerin de böyle bir listesi var mıdır? Onlara da acaba hangi besteyi okudun, hangi şarkıyı türküyü söyledin diye bir soran; çağırıp ifadesini alan bir merci var mı acaba?"

Bugün ülkemizin başkentinin tüm camilerinde tek bir camide okunan merkezi ezan, ve Cuma namazlarında yine aynı tek camiden yapılan merkezi vaaz dinlenmek zorunda! Hutbede ise hocaların asla hürriyeti yok! Kendilerine verilmiş belli bir metni okumaya mecburlar. Böylece "devlet" tek tek hocaların peşinde koşmaktan kurtulmuş! İşte terakki diye buna denir (!)
cenap

Bazı Kadınlar

Gönderen:
tozel

Gönderilme Tarihi:


Yazar:
Peyami Safa

Kaynak:
Din İnkılap İrtica

Sayfa No:
126

Yorum:
2 yorum yapılmış.
Yeni Yorum Ekle | Devamını oku...

Henüz hiç değerlendirme yapılmamış


"Paylaş"
B azı kadınların modern ve devrimci görünmek istemeleri ileri bir sosyal emele sahip olmalarından değil, din ve ahlak baskısından kurtulup diledikleri gibi serbest yaşamaya can atmalarındandır.

XY'leri bu noktada ayırmaya

XY'leri bu noktada ayırmaya gerek yok.

t.kaya (10 Nis 2010 - 10:31)
sorun yok devrimcilik bu

sorun yok devrimcilik bu değil midir zaten ? insanların baskıdan kurtulmak istemelerinin nesi yanlış

Hazarfen (10 Nis 2010 - 21:59)

Din Problemi Şer Problemi Avrupalılaşma Problemi

Gönderen:
bibliyoman

Gönderilme Tarihi:


Yazar:
Cemil Meriç

Kaynak:
Bu Ülke

Sayfa No:
53

Yorum:
1 yorum yapılmış.
Yeni Yorum Ekle | Devamını oku...

Sizin değerlendirmeniz: Hiç Ortalama: 4.8 (5 değerlendirme)


"Paylaş"
D in problemi, şer problemi, Avrupalılaşma problemi... bizim de gevelediğimiz mefhumlar. Ama kimsenin bu problemler üzerine kafa yorduğu yok. Sağ, kovuğuna çekilmiş, münzevi, mazlum, mustarip. Sol, eline tutuşturulan reçeteyi kekeliyor, mânâsını anlamadığı reçeteyi. Tek ortak duygu: düşmanlık. Diyalog yok. Tanzimat'tan ...beri hazır elbiseye meraklıyız, hazır elbiseye ve hazır medeniyete...Tefekkür kılıçla fethedilmez, bir parça kendi kafamızla düşünmek ne kadar güç.
gerçekleri yansıttığı için
bibliyoman

Sehl-i mümteni

"Sol, eline tutuşturulan reçeteyi kekeliyor" bu kadar az kelimeyle bu kadar güzel özetlenebilir mi bir mesele! Üstada hayran olmamak mümkün değil!

cenap (22 Kas 2009 - 21:48)
İçerik yayınları