milliyetçilik

Milliyetçilik

Gönderen:
cenap

Gönderilme Tarihi:


Yazar:
Cemil Meriç

Kaynak:
Cemil Meriç ile Sohbetler

Sayfa No:
107

Yorum:
Yeni Yorum Ekle | Devamını oku...

Henüz hiç değerlendirme yapılmamış


"Paylaş"
B izde milliyetçilik Avrupa'dan ithal bir mefhum. İslamiyet'te Fransız ihtilalilin getirdiği sosyolojik yorumuyla yok.
Etiketler:

Gayri Türk'lerin ideolojisi: Türkçülük

Gönderen:
cenap

Gönderilme Tarihi:


Yazar:
Cemil Meriç

Kaynak:
Cemil Meriç ile Sohbetler

Sayfa No:
67

Yorum:
Yeni Yorum Ekle | Devamını oku...

Henüz hiç değerlendirme yapılmamış


"Paylaş"
T ürkçülüğün mümessillerinin hemen hepsi gayri Türk'tür. Mesela Ahmet Vefik Paşa'nın anası Rum'dur. Şemseddin Sami halis Arnavut'tur.

Tevhid ve Milliyetçilik

Gönderen:
enderbediz

Gönderilme Tarihi:


Yazar:
Seyyid Kutup

Kaynak:
Yoldaki İşaretler

Sayfa No:
28

Yorum:
5 yorum yapılmış.
Yeni Yorum Ekle | Devamını oku...

Sizin değerlendirmeniz: Hiç Ortalama: 1 (1 değerlendirme)


"Paylaş"
A llah Elçisi ( Salat ve selam üzerine) bu dün ile gönderildiği zaman Arap yarımadasının en münbit toprakları Arapların değil, başka ulusların elinde idi. Şam bölgesinin kuzey yakası tamamen Rumların yönetimi altında bulunuyordu. Buralar Rumlarca atanan Arap yöneticiler tarafından yönetiliyordu.

Öte yandan Güney Yemen toprakları ise tamamen Perslerin egemenliğinde idi.


Sıkıntılı bir metin

Sanırım vakti zamanında Necmeddin Erbakan ve çevresinin iktidar yolu ile değişim sağlama metodunun yanlışlığını ortaya koyuyor.

Yalnız milliyetçilik konusunda sıkıntılı bir metin. Hz Peygamber(S.A.V)'in milliyetçilik yoluna seçip gidibilecekken böyle bir yolu tercih etmediğini söylüyor. 600'lü yıllarda milliyetçilik diye bir bilinç var mıydı? Milliyetçiliği bir ortaçağ sonrası ideolojisi olarak düşünürsek en iyi ihtimalle 1700 yılların başlarından itibaren ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla 18. yy. da anlam kazanmış bir kavramı 7. yy. 'dan bahsederken kullanmak anakronik bir yaklaşım olur.

Birde zaten sıkıntılı bir giriş yaptığı milliyetçilik konusunu hiçbir müslümanın reddetmemesine rağmen tartışmaya çok fazla açık olan ''bütün egemenlik, iktidar Allah'a aittir.'' cümlesi ile özetleyebileceğimiz son bölümü ile bitirmesi metinin başı ile sonun birbirinden oldukça kopuk olmasına sebep oluyor.Sırf ''bütün egemenlik, iktidar Allah'a aittir.'' cümlesi için sayfalar dolusu kitap yazılabilir ve günlerce sürecek tartışmalar yapılabilir.

Seyyid Kutup için daha önceden çok fazla methiye duymuştum.Yukarıdaki yazısı içerdiği sıkıntılar ,başı ile sonunun kopuk olması ve kısa bir yazı ile hemen herşeyi söylemeye çalışırken herşeyi birbirine sokup hiçbirşey söyleyememesi nedeniyle bana daha çok bir Yılmaz Özdil yazısını hatırlattıi.Bu yüzden bu yazıyı hiç okumamış kabul ederek Seyyid Kutup'u okunacaklar listemden çıkarmıyorum

Hazarfen (20 Ağu 2009 - 17:40)
İlk önce şunu söyleyeyim. Bu

İlk önce şunu söyleyeyim. Bu makalenin sadece bir bölümü. Yani benim dikkatimi çeken sadece küçük bir kısmı. Onun için eğer bu parçada bir mantık hatası varsa, bunun en büyük sorumlusu benim. Seyyid Kutup'a haksızlık olmuş olur.

Şimdi anakronik duruma dönersek, bunda hiç bir sıkıntı olduğuna inanmıyorum. Sonuçta milliyetçilik Fransız İhtilalinde önem kazanmıştır ancak ırk kavramı o dönemden öncede de mevcuttu. Mesela - Peygamber efendimizin döneminden çok zaman sonra da olsa Fransız İhtilalinden önce olduğu için örnek verme konusunda bir sorun yaratmayacaktır.- Yavuz Sultan Selim Kürt aşiretlerle anlaşmaya varıp, o zaman ki İran ( Şah ismaildi sanırım.) ile mücadeleye girişiyor. Yani şimdi ırk konusu eğer 18. yy'dan sonra anlam kazanmış olsaydı biz bu anlaşmanın Kürtlerle yapılmış bir anlaşma olup olmamasına önem vermeyecektik ve - sıkıyorum - X,Y,Z aşiretleri ile anlaşma yapıldı, şu mesele yüzünden diyecektik.

Ayrıca Kuran-i Kerim'de (Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.) [Hucurat 13] gibi bir ayet geçmezdi, eğer millet ayrımı o zamanda yapılmıyor olsaydı.

Ayrıca peygamber efendimizin şu hadisine bakarak milliyetçilik, kavimcilik üzerinde o zaman hiç düşünülmemiş olunsaydı ''(Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Ancak takva bakımından biri diğerinden üstün olabilir.)'' gibi bir hadise gerek duyulmazdı sanırım.

Zati eğer peygamber efendimizden önce ırk kavramı varsa ( Arap mesela ırk adı) insanın her zaman yakınına torpil geçmek gibi bir zaafı varken, milliyetçiliğin o dönemde de olması muhtemeldir. Belki adı milliyetçilik değildir de, kavimcilik olsun, hatta aşiretçilik olsun. Bence hiç farketmez.

O Allah'ın iktidar olma konusunda ise tevhid'in önemi vurgulanmaya çalışılıyor. Milliyetçilik tarzı bir ideolojinin bayrağı yerine tevhid bayrağı dikilmesi gerektiğini vurguluyor. Sonuçta milliyetçiliği yücelten ideolojilerin hepsi insan kaynaklı kavramlarken, Tevhid Allah'ın metodudur. Onun için bu şekilde vurgu yaptığına inanıyorum yazarın.

enderbediz (20 Ağu 2009 - 22:52)
Makale için yapmış olduğun

Makale için yapmış olduğun açıklamaya teşekkür ederim.Kafamda Seyyid Kutup'a dair oluşan soru işaretlerini giderdi.

Sıkıntılı bir metin başlığı ile yazdığım yazı biraz acelece yazıldığından bahsettiğim kavramların tam anlaşılmadığını düşünüyorum. Ben ırklar yoktu demiyorum.''Milliyetçilik bilinci'' yoktu diyorum.Yavuz Sultan Selim İle kürt aşiretlerinin anlaşma yapmış olması o coğrafyada yaşayan kürtlerin bir millet bilinci içerisinde olduğu ve bu bilinçle hareket ettiği anlamına gelmez. 15. yy.' da kürt aşiretleri vardı. Bu bir vakıadır fakat o dönemde yaşayan kürtler biz bir milletiz bizim bir dilimiz var buna sahip çıkalım bu topraklar bizim,kendi devletimizi kendimiz yönetelim gibi fikirlere sahip olamaz. Çünkü bu fikirlere sahip olması için kapitalizmin gelişmiş bir hal alması gerekiyordu.Tabiki buda yetmeyecek Feodal toplumlarda birliği sağlayan din faktörünün de zayıflaması beklenecekti.Batı da kapitalizmin gelişmesi,dinin zayıflaması 17. yy.'ın sonlarına doğru gerçekleşmiştir bunların sonucunda da Milliyetçilik bilinci ortaya çıkmıştır.Buraya hemen şunu ilave etmek istiyorum çok üstünkörü bir değerlendirme oldu farkındayım ama buradaki temel amacım bazı tarihsel süreçlerin yaşanmadan bazı siyasi akımların ortaya çıkmayacağıdır.

Bir örnekle savımı daha da güçlendirmeyi umuyorum. Hz. Peygamberi(sav.) milliyetçilik yapmadı demekle O'nu sendikalara çok önem veren bir insandı gibi tanıtmak bana aynı fikirin farklı cümleleriymiş gibi geliyor. O dönemde de işçiler(köleler) vardı, o dönemde de ırklar vardı. Fakat insanlık aleminde ne işçi hakları bilinci vardı ne de millet bilinci .

Dolayısıyla zaten olmayan bir milliyetçilik bilincini Hz Peygamber(sav.) yapmadı demek bir anakronizmdir. Hz Peygamber antikapitalistir veya cumhuriyetçidir veya parlementer idari sistemini savunmuştur veya işçinin emekçinin yanıda saf tutup sendikal hareketlere destek vermiştir demek ne kadar saçmaysa milliyetçi değildir demek de o kadar saçmadır. Benim itirazımda bunadır.

Ben de verdiğin ayet ve hadis örneklerini tıpkı sen ve Seyyid Kutup gibi anlıyor ve milliyetçi siyaset tarzını islam çemberi dahilinde görmüyorum ve hatta iğreniyorum. Bende bugünün islam coğrafyasının en büyük sorununu milliyetçilik olarak görüyorum şayet Hz Peygamber döneminde milliyetçilik olsaydı buna karşı çıkacağınıda düşünüyorum ama bütün bunlardan yola çıkarak Hz peygamber(sav.) Milliyetçi değildi denmesini doğru bulmuyorum.

Hazarfen (21 Ağu 2009 - 01:17)
Dostum biraz komik olacak ama

Dostum biraz komik olacak ama sendika, işçi hakları deyince aklıma geldi; yarın yazmayı planladığım yerde de peygamber efendimizin sınıfsal mücadeleyi de körükleyerek, mücadeleye girebilecekken; girmediğini ve Tevhid'i benimsediğini söylüyor Seyyid Kutup. :) (Yarın bunu paylaşınca bunun üzerine de derin konuşulabilir.:)

Bilmiyorum, yazının mı kusuru ama şunu söyleyeyim. Yukarıdaki örnekler senin milletçiliği savunduğun için verilmedi. Peygamber efendimiz eğer ''Arabın Aceme, Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur'' gibi bir ifade kullanmışsa; demekki o dönemde böyle bir sorunla karşılaşılmış demektir.

Feodal yapılarda milliyetçiliğin etkisi diğerine nazan düşük olsada, milliyetçilik eğer körüklenirse toplumda bir şeylerin değiştirilebilmesi için kullanılabilir. Bak burada bir anaktot paylaşılabilir. Fransız ihtilalinde feodalism yıkılıyordu diye hatırlıyorum. O dönemden sonra birden milliyetçilik açığa çıkmadı. Yokdan var olmadı. Var olan bir şey körüklendi.. Irk varsa, çekişmesi de ister istemez olur. Ortak değerleri paylaştığın kişiler ile diğer kişileri ayrı tutma duygusu tahmin ediyorum ki, Peygamber efendimizden öncede vardı.

Hal böyle olunca; milliyetçilik duygusu kullanılabilecekken, Peygamber efendimiz bu yöntemi kullanmıyor.

enderbediz (21 Ağu 2009 - 01:42)
:)

8)))) başıma gelecekleri önceden sezmişim

Hazarfen (21 Ağu 2009 - 04:15)

Yirminci Asrın Manası

Gönderen:
tarık

Gönderilme Tarihi:


Yazar:
Peyami Safa

Kaynak:
20. Asır Avrupa ve Biz

Sayfa No:
20

Yorum:
Yeni Yorum Ekle | Devamını oku...

Henüz hiç değerlendirme yapılmamış


"Paylaş"
" Tercüme ancak başka milletlerin düşüncesiyle temasın olgunlaştırdığı bir milli düşünce, bir Türk düşüncesi cevherinin fışkırışına yardım ettiği nisbette faydalı ve lüzumludur.
İçerik yayınları