Talha ve Zübeyr neden Hz. Ali'ye karşı mesafeli bir duruş sergiliyor, yani ona karşı açıkça görünür biçimde soğuk duruyorlardı? Sebebi ne olabilirdi? Biraz daha yakından baktığımızda mesele anlaşılıyor: Hz. Ali'ye biat edenler arasında ilk başlarda Talha ve Zübeyr'in de bulunduğunu, bir süre sonra sözlerinden caydıklarını ve Hz. Ali'nin muhalifleri safına geç tiklerini kaynaklar belirtiyor. Biat işi tamamlandıktan sonra yeni halifenin yanına gelen ikili, ona niçin biat ettiklerini bilip bilmediğini sorar. Hz. Ali cevaben Ebubekir, Ömer ve Osman'a biat ettikleri gibi kendisine de biat ettiklerini düşündüğünü belirtir. Talha ve Zübeyr öyle olmadığını, hilafet işlerinde ona ortak olmayı ve Hz. Ali'nin kendilerine valilik vereceğini umdukları için biat ettiklerini söylerler. Zübeyr, Irak eyaletinin; Talha, Yemen'in valisi olmayı umduğunu ifade eder. Halife bunu reddedince onunla dost olunamayacağını anlarlar ve böylece biat etmekle hata yaptıklarını görmüş olurlar. Bunun üzerine Hz. Ali, Abdullah b. Abbas'ı çağırarak durumu ona nakleder. O da yakından tanıdığı bu iki zatın kendisinden valilik beklentisi içinde olduklarını iyi bildiğini, bu itibarla' sorun çıkarmalarını engellemek için istediklerini vermesini, çünkü aslında ikisinin de yöneticilik bakımından Hz. Osman'ın valileri olan Velid b. Ukbe'den ve Abdullah b. Amir'den daha iyi olduklarını söyler. Ama Hz. Ali aynı fikirde olmadığını, her ikisinin de mal mülk ve para peşinde olduklarını ileri sürerek tekliflerini reddeder. İşte bu tam da onların Hz. Ali'nin karşısında yer almak için bekledikleri fırsatı yaratmıştır. Doğrusunu söylemek gerekirse Talha ve Zübeyr'in, sahabenin ileri gelen bu nüfuzlu simalarının Hz. Ali'ye biatlarının altındaki menfaat beklentileri, sağlıklarında "cennetle müjdelenen on kişi"den olduklarına dair İslam inancındaki imajlarıyla bağdaşmayan, açıkçası "yakışıksız" bir durumdu .
Arka Kapak: Esasen İslam zihniyet ve kültür tarihi ve heterodoksisiyle ilgili temel referans niteliğindeki eserleriyle bilinen Ahmet Yaşar Ocak, bu kitabıyla alternatif bir İslam tarihi perspektifi ortaya koyuyor. Farklı Bir İslam Tarihi, "eleştirisiz ve yorumsuz" hamasî tarih yazıcılığına - karşı, merakı diri tutan, araştırıcı bir anlama çabası. "Teferruatın" berisindeki "dip dalgaları" görmeye dönük bir çaba...