İbn Kuteybe'ye bakılırsa halifenin yanlış işleri bunlarla da kalmıyordu. Karısı Naile'ye ve diğer hanımlarına ve kızlarına Medine'de birer ev yaptırmıştı. Bütün bu işler halk arasında halifeye karşı tepkilerin artmasına yol açıyordu. Özellikle halifenin değişik bölgelerden art arda gelen şikayetleri ihmal etmesi ve bunların giderilememesi tepkilerin artmasına sebep oluyordu. Hz. Osman bunlar karşısında yavaş yavaş yılmaya ve bunalmaya başlayınca, çareyi Hz. Ali'ye başvurarak onun yardımını istemeye mecbur kaldı. Hz. Ali ona önce valiliklere tayin ettiği akrabalarının yerine daha layık başkalarını getirmesini önerdi. Fakat halife bunu yapacak yerde onları yerlerinde bırakıyordu.
Şikayetlerin artarak devam etmesi üzerine maiyetinden Abdullah b. Amir ona insanları meşgul edecek bir şey olmadığı için durmadan şikayetlendiklerini, eğer onları cihada yönlendirirse, şikayetlerle meşgul olmak yerine, ganimet elde edecekleri için cihadla meşgul olacakları tavsiyesinde bulunuyordu. Fakat bu gibi tavsiyeler pek az işe yaradı. İnsanların şikayet ve rahatsızlıklarının arkası gelmiyordu. Hatta bazı insanlar sonunda Hz. Ali'ye başvurarak sıkıntılarını ve şikayetlerini ona da aktardılar, ondan Hz. Osman'a nasihat etmesini rica ettiler. Hz. Ali bunun üzerine halifenin nezdine giderek ona şunları söyledi:
Vallahi sana ne diyeceğimi bilemiyorum. Çünkü benim bildiklerimin senin meçhulün olduğunu sanmıyorum ve senin bilmediğin bir şeyi sana söyleyecek değilim. Benim bildiklerimi sen de çok iyi biliyorsun. Üstelik Peygamber'in yakını olduğunu da lütfen unutma.
Bu söz üzerine Hz. Osman'ın cevabı:
Allah'a yemin olsun ki sen onların söylediklerinin dışında bir şey demiyorsun. Acaba sen benim yerimde olsan ne yapardın? Ben akrabaya riayetten başka bir şey yapmıyorum. Ömer'in tatbikatına benzer şeyler yapıyorum. Ömer'in Muğire b. Şu'be'yi valiliğe atadığını sen de biliyorsun. Ben de aynı şeyi yaptım. O zaman neden beni kınıyorsun? oldu.
Hz. Ali:
Ömer, bir vali yanlış yaptı mı, en ufak bir şikayet geldi mi onu derhal görevden alıyor, yerine ehil bir başkasını atıyordu. Sen aynı şeyi yapmıyorsun, daima akrabanı kayırıyorsun. dediğinde halifenin cevabı
"Unutma, onlar senin de akraban"
demekten ibaret oluyordu.
Arka Kapak: Esasen İslam zihniyet ve kültür tarihi ve heterodoksisiyle ilgili temel referans niteliğindeki eserleriyle bilinen Ahmet Yaşar Ocak, bu kitabıyla alternatif bir İslam tarihi perspektifi ortaya koyuyor. Farklı Bir İslam Tarihi, "eleştirisiz ve yorumsuz" hamasî tarih yazıcılığına - karşı, merakı diri tutan, araştırıcı bir anlama çabası. "Teferruatın" berisindeki "dip dalgaları" görmeye dönük bir çaba...