Neden Altını Çizdim?
...
Sessizlik
“Her musiki, sesin değil de, aslında sessizliğin bir taklidi, musiki sessizliğe ne kadar yakınsa,o kadar da mükemmel olur.Kulakları hassas olduğu halde hiçbir şey işitmeyen kişi,O’nu dinliyordur.Sessizlik de bir perdedir.Sessizliği iştebilirsin.’Es’ bile bu perdeye kıyasla,ses’tir.İnsanlara neyi söylediğimi ve onlara neyi ve ondan üflenen nefesini anlatmış,hepsini neye davet etmiştim.Kulağı olan işitti.”
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
232
Baskı Tarihi
2007
Yazılış Tarihi
2007
ISBN
978-9944-83-016-4
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
İnsanın iç dünyasında derin bir şekilde yaşadığı tezatlar, toplum hayatında da kendini gösterir. Bir taraftan îmânın kemâl ve huzuru içinde yaşayan gönül erleri, diğer taraftan da küfrün girdaplarında kaybolanlar aynı toplumda hayâtiyetlerini devam ettirirler.
Ölüm
Ölümün ürkütücü ağırlığını, kelimelerin zayıf omuzları taşıyamaz. Ölüm karşısında bütün fani güçler sona erer ve erir. Kabristanların öğüt vermekte olan sessiz feryatları karşısında, hassas gönüllerden gelen akisler, ancak gözyaşları ve kuru hıçkırıklardır.
Türü
Roman
Sayfa Sayısı
153
Baskı Tarihi
2005
ISBN
975-7462-81-0
Baskı Sayısı
7. Baskı
İmkansız mı?
Oğulum Behçet, sen bir medeniyetin iflâsı nedir, bilir misin? dedi. İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet insanı insan yapan manevî kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun şimdi derdin büyüklüğünü?... Cahilsin okur, öğrenirsin. Gerisin; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur. Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış. Hayat onun için âhenksiz, birbirini tutmayan, günün hayatına cevap vermeyen bir yığın ölü kıymetler tarafından idare ediliyor. Dünyaya baktığımız zaman ayrı görüyor, kendi kendimize kaldığımız zaman ayrı düşünüyoruz. Yığınlarca tezat içinde yaşıyoruz, bütün Şark dünyası ıstırap içinde. Muttasıl gömlek değiştiriyor, Hind’i, Çin’i, Efgan’ı, Arab’ı, Türk’ü hep soyunuyoruz; soyundukça üstümüzden attığımız şeylerin alelâde ekler olduğunu, daha derinden birtakım şeyler çıkarıp atmak lazım geldiğini görüyoruz. O zaman korkuyoruz; olduğumuz yerde imdat arar gibi sağa sola bakınıyoruz. Sonra tekrar başlıyoruz, gene tabaka tabaka soyunuyoruz, tırnaklarımızla derimizi yüzer gibi bir şeyler daha atıyoruz. Zaten biz soyunmaksak bile onlar üzerimizden liyme liyme dökülüyorlar. Fakat olmuyor; bize lazım olan, gömlek değiştirmek değil, içten değişmektir. Bu sadece dıştan yapılacak şey değil. Bunu olduğumuz yerden yapamayız. İçten, dıştan her ufuk, bir görüş zaviyesidir. Bütün cemiyet hayatı zihniyet etrafında döner. İnsanı yenibaştan, yeni esaslarla kurmamız lazım; yeni kıymetlerle yaşayan bir insan. Halbuki bu imkansız...
Türü
Araştırma
Sayfa Sayısı
333
Baskı Tarihi
2007
Yazılış Tarihi
2005
ISBN
975-468-497-9
Baskı Sayısı
2. Baskı
Basım Yeri
İSTANBUL
Editörü
Murat Batmankaya
Mütercimi
Nilüfer Epçeli
Orijinal Adı
The Yoga - The Birth Of The Individual
Gelecek
Yaşadığımız an, daima bir cehennemdir. Bunu sadece geleceğe yönlendirdiğin umutların sayesinde sürdürebiliyorsun. Bugün, bir yarın olduğu için yaşayabiliyorsun. Yarın bir şeylerin olacağını umut ediyorsun - yarın cennetin bazı kapıları açılacak sanıyorsun. Bugün hiçbir zaman açılmayacaklar ve yarın geldiğinde yarın olarak değil, bugün olarak gelecektir, ama zihnin bu arada tekrar ilerlemiş olacaktır. İleriye doğru gitmeye devam ediyorsun; işte hayale dalmanın anlamı budur. Şu anda yanında bulunan, burada ve şimdi olan gerçekle bir değilsin, başka bir yerdesin- ileri doğru hareket ediyor, ileri doğru zıplıyorsun.
Türü
Diğer
Sayfa Sayısı
99
Baskı Tarihi
2009
ISBN
978-975-570-419-7
Baskı Sayısı
0. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Sır, üstün yetenekli, uluslararası düzeyde üne kavuşmuş bir çalgıcı ile üstün yetenekli, ama hiç kimsenin tanımadığı, sanatını dört duvar arasında yapayalnız icra etmeyi seçmiş yaşıtı bir başka çalgıcı üzerine kurulmuş bir öykü.
Git Artık Kendin Uç
Bana öyle geliyor ki, olgun besteci genç öğrencisini "git artık kendin uç" diye gönderdiğinde sorunlu hizaya dayanmıştı. Ona kendisi gibi çalmayı öğretemezdi, kendi gibi çalabilmek için artık yola yalnız devam etmesi tek doğru çözümdü. Çıraklığın, kalfalığın bir kararı vardır, sonra gidip, düşekalka yolunda yolcu, gediğinde usta olmayı bilmek gerekir.
Türü
Deneme
Sayfa Sayısı
0
Baskı Tarihi
2000
ISBN
975-7462-94-2
Baskı Sayısı
3. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından derlenen "Yaşadığım Gibi" yazarın, şair, hikayeci - romancı ve edebiyat tarihçisi olarak millî kültürümüzle ilgili özlü fikirlerini yansıtmaktadır.
Neden Altını Çizdim?
Münteha: Son, en son derece, en son yer, nihayet. Son uç.
Zî-hayat: Hayatlı, hayata sâhip, canlı.
Zî-hayat: Hayatlı, hayata sâhip, canlı.
Gece, Vapur ve Deniz
O (deniz), bu haliyle bir tabiat parçası olmaktan çıkmış, esrarengiz bağlarla her parçası birbirine bağlı, en dağınık unsurları bile birbirine cevap veren, büyük karanlıklarından müteşekkil sükûtları, fikrin serhatlerini tesbit eden aydınlık noktaları ve kesif vardeninde zîhayat birer hiyeroglif gibi çalkalanan nadir yıldız akisleriyle âdeta bir şiir, kulakla değil, gözle zevkine varılan ve güzelliğine ancak eski bir tılsım gibi buruşuk ve asıl ceylân derisinden sahife üzerinde gözle erişilen, hiç yazılmamış kadar güzel ve müstesna bir şiir olmuştu.
Kalabalığa rağmen hiç kimse konuşmuyordu. Gece, belli ki bin bir kollu bir ahtapot gibi hepimize sarılmış, kendisine bendetmiş, mutlak bir duruşu muhafaza etmekten ibaret olan kısa ve kat'î nizamım herkese kabul ettirmişti.
Bu sükût, perdeleri indirilmiş ve lâmbaları karartılmış vapurda da böylece devam etti; mücerret ruhlar olmuştuk ve zaman denizinde terkettiğimiz hayatın hatıraları ile mahzun ve onlarla baştanbaşa dolu olduğumuz halde bir müntehaya doğru gidiyorduk.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Neden Altını Çizdim?
İlim sahibi olmadan irfan sahibi olabileceğini sanan çakma ariflere ve irfan sahibi olmadan ilminin kıymet-i harbiyesi olmayacağını göremeyen sözde alimlere ithaf olunur...
İlim ve İrfan
İslâmda âlim olmayan ârif, ârif olmayan âlim olamaz.
Türü
Hatırat
Sayfa Sayısı
384
Baskı Tarihi
2005
Yazılış Tarihi
1982
ISBN
975-00125-1-8
Baskı Sayısı
1. Baskı
Basım Yeri
İstanbul
Editörü
Halil Açıkgöz
Bu kitabın yazarı aslında Halil Açıkgöz ancak altını çizdiğimiz tüm satırlar Cemil Meriç'e ait olduğundan yazarı Cemil Meriç olarak girdik.
Neden Altını Çizdim?
"Osmanlı İmparatorluğu" lafına bu yüzden karşı çıkıyor Cemil Meriç...
İmparatorluk
Ben kelimelerde asalet ararım.
"İmparatorluk" kelimesi lanetli bir kelimedir. İslam'da bu kelime var mı?
Türü
Köşe Yazısı
Sayfa Sayısı
231
Baskı Tarihi
1999
ISBN
975-437-031-1
Baskı Sayısı
5. Baskı
Basım Yeri
Özener Matbaası
Bazı Kadınlar
Bazı kadınların modern ve devrimci görünmek istemeleri ileri bir sosyal emele sahip olmalarından değil, din ve ahlak baskısından kurtulup diledikleri gibi serbest yaşamaya can atmalarındandır.