Thomas Bauer
Thomas Jürgen Bauer, (d. 27 Eylül 1961, Nürnberg) Arap dili ve edebiyatı, İslâmî çalışmalar alanlarında uzmanlaşmış Alman bilim insanıdır.
Thomas Jürgen Bauer, (d. 27 Eylül 1961, Nürnberg) Arap dili ve edebiyatı, İslâmî çalışmalar alanlarında uzmanlaşmış Alman bilim insanıdır.
“Geleneksel İslâm’ın âlimleri Kur’an’ın mütalaa olanaklarının çoğulluğunu methederken, günümüz Kur’an yorumcuları, ister Batı’da olsunlar ister Doğu’da, ister fundamentalist olsunlar ister reformcu, Kur’an metnindeki bir parçanın yegâne hakiki anlamını kesin olarak bildiklerine inanıyorlar.
“Geleneksel İslâm’ın âlimleri Kur’an’ın mütalaa olanaklarının çoğulluğunu methederken, günümüz Kur’an yorumcuları, ister Batı’da olsunlar ister Doğu’da, ister fundamentalist olsunlar ister reformcu, Kur’an metnindeki bir parçanın yegâne hakiki anlamını kesin olarak bildiklerine inanıyorlar.
"İslam", Doğu Bloku'nun çöküşünden sonra başarıyla onun yerine yeni düşman olarak ikame edildi ( 1 1 Eylül 200l'den çok önce oldu bu) . Ortaçağ'ın haçlı vaazlarından beri, Avrupa'daki imgesi hiç bir zaman bugünkü kadar kötü olmamıştı. Tabii ki, Bin Bir Gece romantizminin İslam imgesi, gerçeğe tekabül etmiyordu. Yine de gerçeğe, şu son on yıllarda oluşan karikatürden daha yakındır. Bu lslam karikatürünün kendini kabul ettirmesi, "İslam uzmanlarının" mucizevi çoğalışıyla beraber gelişti. Kitabevlerinin vitrinlerinde, tek bir Arapça harf okumayı bilmeyen ve İslam dünyasıyla temasları bir ara çıktıkları Tunus seyahatinden ibaret olan, yine de "lslam'ın özünü" bize açıklamaya kalkan yazarların kitapları üst üste yığılıdır.
Bu kitapta, Abdurrahim Karakoç, Ahmet Cevdet Paşa, Ahmet Hikmet Ünalmış, Adnan Tekşen, Aykut Edibali, Cemil Meriç, D. Mehmed Doğan, Fahri Tuna, Emin Acar, Ercüment Özkan, Hasan Celal Güzel, Hasan Nail Canat, Hüsnü Aktaş, Kemal Kelleci, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Mehmet Çağatay Özdemir, Mehmet Çetin, Mehmet Kurtoğlu, Mehmet Ragıp Karcı, Muaz Ergü, Muhsin Yazıcıoğlu, Musa Çağıl, Mustafa Aydın (Prof. Sosyolog Konya), Nabi Avcı, Necdet Subaşı, Necmettin Turinay, Neşet Ertaş, Nuri Pakdil, Ruhi Su, Sırrı Süreyya Önder, Şeyhim Antony Quin, Şükrü Karaca, Vehbi Başer hakkında yazılar yer alıyor.
Bir seçim yapmak özgürlüğü tanınmaz Türkiye'de aydınlara.
Her şey eşyanın kuşatıcılığı ve görünenin varlığı üzerinden değer kazanır.
Dergi çıkarsak hesapta olan sadece kâğıt ve matbaa masrafıdır.
Bir vakıf dernek kurmaya kalksak ilk önce bina ihtiyacı doğar bizde.
Ülke genelinde fikrî hakların, telifin, entelektüel kadronun eserlerde fikrî haklarının esamesi bile okunmaz. Kadrü kıymeti bilinmez.
Aydının harcadığı zaman ve enerji nasıl karşılanmalı? O birikime kavuşmak için yaptığı yatırımın bir semeresi olmalı mı?
Allah rızası yeterli mi bu savurganlık karşısında?
Türkiye'de "telif'"in hakkını ketmetmek için ortak bir karar alınmış gibidir. Aydın herkesçe bilinen bir sır içinde yaşar. Maişet motorunun nasıl döndüğü kimsenin umurunda değildir. Hiçbirimiz diğerinin ne yaşadığını, hangi ekonomik sıkıntılar içinde kıvrandığını bilmez, bilmek istemeyiz belki de. Bir araya gelince "vatan kurtarırız” entelektüel konularda görüş ve yorumlar yapar, kitaptan, sanat-edebiyattan konuşuruz. Kimsenin özel hayatına ilişkin bilgimiz yoktur. Çocukları ne âlemde ilgilenmeyiz. Bunları bilmenin bedelleri vardır. Yorucu, sorumluluk yükleyen görevler getirebilir bu ilgi. Kendimize açtığımız alanda bir başkasının haline yardımcı olacak güçte değiliz. Türkiye'de alacaklı olduğunu sanırken borçlu çıkarılmanın şaşkınlığına düşer her aydın.
Efsane söylediler ve uykuya daldılar, diyor Hayyam. Kiminden bir destan kaldı, kiminden bir mısra. Kimi çöldeki kum tepecikleri gibi darmadağın oldu rüzgârla. Bu tiyatronun dinleyicileri sağır. Sesini duyurmak istiyen nâra atacak. "Discours de la Methode" nâra, Aristo'nun tahtını deviren bir nâra, örümcek ağlarını yırtan bir nâra. Rousseau nâra, Saint- Simon nâra, Proudhon, Marx nâra. Kalabalık senfoniden anlamaz. Tarih de kadın gibidir, çığlığa koşar. Namık Kemal, gürleyen adam. O gök gürültüsünün arkasında yıldırım yok belki ama bütün Osmanlı ülkesinde yankılar uyandıran bir haykırış Kemal. Sesini kıssa, fitili küçülen bir petrol lambası kadar zavallılaşıverir. Önce çığlık atacaksın, sonra üç beş meraklı anlatacağın masalı dinlemeye koşacak. Masal uslu çocuklara anlatılır. Çığlık herkese hitap eder. Sürüye ve tarihe.
Bu kitapta, Abdurrahim Karakoç, Ahmet Cevdet Paşa, Ahmet Hikmet Ünalmış, Adnan Tekşen, Aykut Edibali, Cemil Meriç, D. Mehmed Doğan, Fahri Tuna, Emin Acar, Ercüment Özkan, Hasan Celal Güzel, Hasan Nail Canat, Hüsnü Aktaş, Kemal Kelleci, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Mehmet Çağatay Özdemir, Mehmet Çetin, Mehmet Kurtoğlu, Mehmet Ragıp Karcı, Muaz Ergü, Muhsin Yazıcıoğlu, Musa Çağıl, Mustafa Aydın (Prof. Sosyolog Konya), Nabi Avcı, Necdet Subaşı, Necmettin Turinay, Neşet Ertaş, Nuri Pakdil, Ruhi Su, Sırrı Süreyya Önder, Şeyhim Antony Quin, Şükrü Karaca, Vehbi Başer hakkında yazılar yer alıyor.
Çalkantılı zamanlarda deniz feneri gibi ışık verenler görünmez: görünmelerini engelleyen bir sis ülkeyi sarmıştır. Herkes "ideolojilerin deli gömleğini” giyer çünkü. Bir aydın, yanımızda durmuyorsa bizden değildir ve söyledikleri kulaklarımıza girmez. "Beğenmediğini yoksay” anlayışı egemenliğini sürdürür Türkiye'de.
1957 yılında Niğde'nin Bor ilçesinde doğdu. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Çeşitli illerde öğretmenlik yaptı. Öğretmenlikten ayrıldıktan sonra avukatlığa başladı. Yazıları Mavera, İslâm, Kelime, Dergâh, Varide dergileri ve Zaman gazetesinde yayınlandı. 21. Yüzyıl Yayınevini kurdu. Sahibi ve yayın koordinatörü olarak Dinazor mizah dergisini çıkardı. Roman, deneme ve inceleme alanında kitapları bulunmaktadır.
Bu kitapta, Abdurrahim Karakoç, Ahmet Cevdet Paşa, Ahmet Hikmet Ünalmış, Adnan Tekşen, Aykut Edibali, Cemil Meriç, D. Mehmed Doğan, Fahri Tuna, Emin Acar, Ercüment Özkan, Hasan Celal Güzel, Hasan Nail Canat, Hüsnü Aktaş, Kemal Kelleci, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Mehmet Çağatay Özdemir, Mehmet Çetin, Mehmet Kurtoğlu, Mehmet Ragıp Karcı, Muaz Ergü, Muhsin Yazıcıoğlu, Musa Çağıl, Mustafa Aydın (Prof. Sosyolog Konya), Nabi Avcı, Necdet Subaşı, Necmettin Turinay, Neşet Ertaş, Nuri Pakdil, Ruhi Su, Sırrı Süreyya Önder, Şeyhim Antony Quin, Şükrü Karaca, Vehbi Başer hakkında yazılar yer alıyor.
Bu kitapta, Abdurrahim Karakoç, Ahmet Cevdet Paşa, Ahmet Hikmet Ünalmış, Adnan Tekşen, Aykut Edibali, Cemil Meriç, D. Mehmed Doğan, Fahri Tuna, Emin Acar, Ercüment Özkan, Hasan Celal Güzel, Hasan Nail Canat, Hüsnü Aktaş, Kemal Kelleci, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Mehmet Çağatay Özdemir, Mehmet Çetin, Mehmet Kurtoğlu, Mehmet Ragıp Karcı, Muaz Ergü, Muhsin Yazıcıoğlu, Musa Çağıl, Mustafa Aydın (Prof. Sosyolog Konya), Nabi Avcı, Necdet Subaşı, Necmettin Turinay, Neşet Ertaş, Nuri Pakdil, Ruhi Su, Sırrı Süreyya Önder, Şeyhim Antony Quin, Şükrü Karaca, Vehbi Başer hakkında yazılar yer alıyor.
Mustafa Reşit Paşa'nın büyük mü-küçük mü olduğu tartışılır tarihimizde. Ahmet Cevdet Paşa gibi bir yeteneği bulması ne kadar önemlidir hâlbuki. O zamanki devlet adamlarının gerçek bir kurtuluş aradıldarını ve yetenekleri yerli yerine koymanın peşinde olduklarını gösterir Mustafa Reşit Paşa'nın bu isabetli davranışı. Şimdi kaht-ı ricale rağmen ne Ahmet Cevdet gibi bir genç bulunur ne onu yaşına bakmadan devletin temel sorunlarını çözme heyetine dâhil etme kadirşinaslığı. Her yetenek devletliler için potansiyel bir tehlike göründükçe daha iyiye gitmediğimiz kesindir
... politikada tarafsızlık kendini aldatmaktır. Aptal güvendir. Çok kazanma hırsının belirtisidir. Karşısındaki güçlerden kat kat üstün de olsan, göze alınmaması gerek bir tehlikedir. Tehlikedir, çünkü seni en değerli zamanlarda hareketsiz tutar. Politikada hareketsizlik ölümdür. Tarafsızlığını da her an savunmak zorundasın . Demek ki, hem çabalayacaksın, hem de oyunun dışında kalacaksın. Anladın mı neden enayiliktir politikacı için tarafsızlık? Politikada hesaba katılacak gerçek güçler ancak hareket halinde bulunanlardır. Yüz bin kişi duruyorsa, çabalayan on kişi daha güçlüdür.